Yaklaşımım
Sistemik Yaklaşım
Bir güçlüğü yalnızca tek bir kişinin içinde aramak yerine, kişinin ilişkilerini, içinde bulunduğu koşulları ve zamanla oluşan etkileşim döngülerini birlikte anlamaya çalışırız. Böylece “Kim haklı?” sorusundan çok, “Aranızda ne oluyor ve bu düzen nasıl sürüyor?” sorusuna yaklaşırız.

Davranıştan ilişki örüntüsüne bakmak
Sistemik bakış, bir davranışı tek başına açıklamaya çalışmaz. O davranıştan önce ne olduğunu, ardından nasıl bir karşılık geldiğini ve tarafların tepkilerinin birbirini nasıl etkilediğini inceler. Örneğin biri anlaşılmak için daha çok konuştukça diğeri bunalmış hissedip geri çekilebilir; geri çekilme arttıkça ilk kişi daha ısrarlı hâle gelebilir. Bir süre sonra iki taraf da kendini karşısındakinin davranışına cevap veriyor gibi görürken aynı döngüyü birlikte sürdürür.
Buradaki amaç kişileri eşitlemek, sorumluluğu belirsizleştirmek veya her davranışı karşılıklı ilan etmek değildir. Amaç, değişmeden tekrar eden ilişki düzenini görünür kılmak ve müdahale edilebilecek noktaları birlikte bulmaktır.
Döngü görünür olduğunda seçenekler çoğalır.
Kişiler yalnızca ne yaptıklarını değil, bu davranışın ilişkide neye cevap verdiğini ve karşı tarafta neyi harekete geçirdiğini de fark etmeye başlayabilir.
Döngüler nasıl yerleşir?
İlişkilerdeki örüntüler çoğu zaman kötü niyetle başlamaz. Yakınlık aramak, çatışmadan kaçınmak, düzeni korumak, çocukları korumak veya sorumluluk almak gibi anlaşılır çabalar zamanla katı rollere dönüşebilir. Biri sürekli toparlayan, diğeri geri duran; biri eleştiren, diğeri savunan; biri bakım veren, diğeri ihtiyaçlarını görünmez kılan konuma yerleşebilir.
Çalışmada bu rollerin ne zaman güçlendiğine, hangi korku ve beklentilerle bağlantılı olduğuna ve bugün hâlâ ne işe yaradığına bakarız. Bir örüntünün nasıl oluştuğunu anlamak, onu mazur görmek anlamına gelmez; değişimin nereden başlayabileceğini daha açık görebilmemizi sağlar.
Geçmiş ile bugün arasındaki bağ
Bugünkü ilişkiler yalnızca bugünkü olaylardan oluşmaz. Aileden öğrenilen sorumluluklar, yakınlık ve sınır anlayışı, göç, kayıp, ekonomik koşullar, kültürel beklentiler ve yaşam geçişleri bugünkü tepkileri etkileyebilir. Sistemik yaklaşım geçmişi değişmez bir kader gibi ele almaz. Geçmişten gelen anlamların bugün hangi durumlarda yeniden etkinleştiğini ve kişinin artık hangi yeni seçeneklere sahip olduğunu araştırır.
Güvenlik, güç ve sorumluluk
Her ilişki güçlüğü sıradan bir karşılıklı döngü değildir. Şiddet, tehdit, korku, baskı, kontrol veya belirgin güç eşitsizliği bulunduğunda güvenlik ve sorumluluk önce değerlendirilir. Sistemik bakış zarar veren davranışın sorumluluğunu dağıtmaz; bağlamı anlamaya çalışırken sınırları ve kişisel sorumluluğu açık tutar.
Birlikte nasıl çalışırız?
Çalışmanın başlangıcında yaşanan güçlüğün somut örneklerini ele alırız. Bir olayın hemen öncesinde ne olduğunu, tarafların ne düşündüğünü ve hissettiğini, ardından hangi tepkinin geldiğini adım adım inceleriz. Amaç hazır öğütler vermek değil; yaşananları daha doğru okuyabilmenizi ve kendi hareket alanınızı görebilmenizi sağlamaktır.
- Tekrar eden etkileşimleri ve tetikleyici anları belirlemek
- Tarafların niyetleriyle davranışlarının etkisini birbirinden ayırmak
- Yerleşmiş rolleri, sessiz beklentileri ve görünmeyen sorumlulukları fark etmek
- Sınırları ve ihtiyaçları daha açık ifade edebilecek yollar geliştirmek
- Eski döngüyü yeniden üretmeyen küçük ve uygulanabilir karşılıkları denemek
Bireysel, çift ve aile çalışmalarında sistemik bakış
Bireysel çalışmada kişi, ilişkilerinden ve yaşam bağlamından koparılmadan ele alınır. Çift çalışmasında odak suçlu bulmak değil, iki tarafın tepkileri arasında kurulan örüntüyü anlamaktır. Aile çalışmasında ise kuşaklar, sınırlar, bakım sorumlulukları, ittifaklar ve yaşam dönemlerindeki değişimler birlikte değerlendirilir.
Çalışma alanlarını inceleyin
Bireysel, çift ve aile çalışmalarının nasıl ele alındığını daha ayrıntılı görmek için çalışma alanları sayfasına geçebilirsiniz.