Birlikte düşünmek ile kişisel sorumluluğu birbirinden ayırmak

Şu üç cümleye bakalım:
“Sen evde hiçbir şey yapmıyorsun.”
“Ben zaten elimden geleni yapıyorum.”
“Ev işlerini ikimiz için daha adil nasıl paylaşabiliriz?”
İlk cümle sorunu karşıdaki kişiye yükler. İkinci cümle kişinin kendisini savunmasına yarar. Üçüncü cümle ise iki kişiyi aynı soruna birlikte bakmaya çağırır.
Bu üçüncü yaklaşımda kullanılan “biz” dili, ilişkide ortak bir alan açabilir. Fakat “biz” kelimesini kullanmak her zaman gerçek bir ortaklık kurulduğu anlamına gelmez.
Örneğin şu cümlede de “biz” vardır:
“Bizim iyiliğimiz için benim dediğimi yapmalısın.”
Burada ortak bir karar yoktur. Bir kişi, kendi kararını “biz” adına söylemektedir.
Bu nedenle önemli olan yalnızca hangi kelimeyi kullandığımız değil, iki kişinin de konuşmaya gerçekten katılıp katılamadığıdır.
“Biz” dili ne demektir?
“Biz” dili, iki kişinin her konuda aynı düşünmesi veya aynı şeyi istemesi değildir. Her sorumluluğu yarı yarıya paylaşmak da değildir.
Şu anlama gelir:
“Bu mesele ikimizi de etkiliyor. İkimizin yaşadığını da duyarak ne yapabileceğimize birlikte bakalım.”
Sağlıklı bir “biz”, “ben” ve “sen”i ortadan kaldırmaz. İki kişinin ayrı ayrı ihtiyaçları, sınırları ve sorumlulukları vardır. Ortak alan bunların arasına kurulur.
Örneğin biri hafta sonunu birlikte geçirmek, diğeri birkaç saat yalnız kalmak isteyebilir. Birlikte düşünmek, iki kişiden birinin isteğinden vazgeçmesi değildir. Şöyle sorabilmektir:
“Birlikte zaman geçirme ihtiyacıyla dinlenme ihtiyacına aynı hafta sonunda nasıl yer açabiliriz?”
Araştırmalar “biz” dili hakkında ne söylüyor?
Bir araştırmada 59 çiftin sorun çözme konuşmaları incelendi. Araştırmacılar çiftlerin “biz”, “bize” ve “bizim” gibi kelimeleri ne zaman kullandığına baktı. Bu kelimelerin kullanımıyla konuşmanın bazı özellikleri ve ilişki sağlığı arasında bağlantılar bulundu.
Bu sonuç “Daha çok ‘biz’ derseniz ilişkiniz düzelir” anlamına gelmez. “Biz” kelimesi tek başına bir neden değildir. Daha çok, kişilerin soruna karşı karşıya değil yan yana bakabildiğinin dildeki işaretlerinden biri olabilir.
Yani önemli olan sihirli bir kelime söylemek değil, gerçekten ortak bir yerden konuşabilmektir.
Ortak sorun ne demektir?
Bir sorun iki kişiyi de etkileyebilir. Fakat bu, ikisinin de sorundan eşit derecede sorumlu olduğu anlamına gelmez.
Örneğin bir kişinin iş stresi öncelikle onun yaşadığı bir güçlüktür. Stresini nasıl yöneteceği kendi sorumluluğundadır. Ancak bu stres evdeki konuşmaları, sorumluluk paylaşımını veya yakınlığı etkiliyorsa çiftin ortak yaşamında da ele alınabilir.
Şöyle bir konuşma mümkün olabilir:
“İş yerinde yaşadığın stres seni çok yoruyor. Eve geldiğinde ikimiz de bundan etkileniyoruz. Ben senin stresini çözemem; ama evde ikimizi de koruyacak nasıl bir düzen kurabileceğimizi konuşabiliriz.”
Burada iki şey birbirinden ayrılır:
- Kişinin kendi duygusu ve davranışı için taşıdığı sorumluluk,
- Bu durumun ilişki üzerindeki etkisini birlikte konuşma imkânı.
Birlikte başa çıkmak ne demektir?
Araştırmalarda birlikte başa çıkma, çiftlerin stresli bir durum karşısında birbirine destek vermesi ve birlikte yol araması anlamında kullanılır.
Bu her şeyi birlikte yapmak değildir. Her sorunu diğerinin yerine çözmek de değildir.
Birlikte başa çıkma farklı biçimlerde görülebilir:
- Karşı tarafı hemen çözüm vermeden dinlemek,
- Yoğun bir dönemde bazı işleri geçici olarak paylaşmak,
- Stresin ilişkiye nasıl yansıdığını konuşmak,
- Bir karar kişinin kendisine ait olsa da sonuçlarını düşünürken yanında olmak,
- İki kişiyi de koruyacak sınırlar belirlemek.
57 araştırma raporunu ve 17.856 kişiyi kapsayan geniş bir inceleme, birlikte başa çıkma ile ilişki doyumu arasında orta kuvvette bir bağlantı buldu.
Bu, birlikte hareket eden her çiftin mutlaka daha mutlu olacağı anlamına gelmez. Ancak destek vermenin, stresi paylaşmanın ve ortak çözüm aramanın ilişki deneyiminde önemli bir yeri olabileceğini gösterir.
Gündelik konuşmada “biz” dili
| Suçlayan veya ayıran cümle | Daha açık ve ortak bir cümle |
|---|---|
| “Sen bu işi hiç yapmıyorsun.” | “Ev işlerinin şu anki dağılımı beni çok yoruyor. İkimiz için daha adil bir paylaşım yapabilir miyiz?” |
| “Senin ailen yüzünden zorlanıyoruz.” | “Ailenle ilgili sınırlar konusunda farklı düşünüyoruz. İkimizi de koruyacak bir sınırı nasıl belirleyebiliriz?” |
| “Senin stresin her şeyi bozuyor.” | “Yaşadığın stres evde ikimizi de etkiliyor. Sana nasıl destek olabilirim ve sen kendi payında ne yapabilirsin?” |
| “Biz zaten böyle karar vermiştik.” | “Ben bunu ortak kararımız olarak hatırlıyorum. Sen nasıl hatırlıyorsun?” |
İkinci sütundaki cümleler her sorunu çözmez. Fakat kişiliğe saldırmak yerine somut sorunu gösterir. İki kişinin de konuşmaya katılabileceği bir soru açar.
“Biz” ne zaman bir kişiyi susturur?
“Biz” dili bazen ortaklık kurmak yerine farklılığı gizleyebilir.
Örneğin:
“Biz böyle insanlarız.”
“Bizim aramızda sorun yok.”
“Biz bu kararı çoktan verdik.”
Bu cümleleri söyleyen kişi gerçekten iki kişi adına mı konuşuyor? Yoksa yalnızca kendi istediğini ortak karar gibi mi sunuyor?
Şu durumlarda “biz” dili dikkatle ele alınmalıdır:
- Bir kişi ilişkinin ortak hikâyesini tek başına anlatıyorsa,
- Diğer kişinin itirazı sadakatsizlik gibi görülüyorsa,
- “Bizi düşünmüyorsun” denilerek kişisel sınırlar geçersiz sayılıyorsa,
- Bir kişinin yaptığı davranış “İkimiz de yaptık” denilerek belirsizleştiriliyorsa,
- İki tarafın ihtiyacı konuşulmadan hemen uzlaşma bekleniyorsa.
Gerçek bir “biz”, iki kişinin de “ben böyle düşünüyorum” diyebilmesine dayanır. Ayrı düşünmek ilişkiye karşı olmak değildir.
Aynı tartışmayı birlikte görmek
Bir kişi eleştirildiğini hissettiğinde kendisini savunabilir. Diğeri savunmayı duyunca anlaşılmadığını düşünüp daha fazla örnek verir. Örnekler arttıkça ilk kişi daha çok suçlandığını hisseder ve savunmasını güçlendirir.
Çift bu konuşmayı şöyle anlatabilir:
“Sen hep savunmaya geçiyorsun.”
“Sen de sürekli suçluyorsun.”
Bu cümlelerde sorun yine karşıdaki kişidir.
Daha ortak bir anlatım şöyle olabilir:
“Ben anlaşılmadığımı hissedince daha fazla örnek veriyorum. Sen örnekleri eleştiri gibi duyup kendini savunuyorsun. Sen savundukça ben daha çok anlatıyorum. Sonunda ikimiz de anlaşılmadığımızı hissediyoruz.”
Bu anlatım “İkimiz de eşit derecede suçluyuz” demez. Her kişinin kendi tepkisini ve bu tepkinin konuşmayı nasıl etkilediğini görmesine yardım eder.
Sonraki soru şudur:
“Bu konuşmaya başka nasıl başlayabiliriz?”
Birlikte düşünmek, sorumluluğu dağıtmak değildir
Bir davranış ilişkiyi etkileyebilir. İki kişi bu etkiyi birlikte konuşabilir. Fakat davranışın sorumluluğu onu yapan kişiye aittir.
Örneğin verilen bir sözün tutulmaması, yalan söylemek, hakaret etmek, ekonomik kaynakları kontrol etmek veya açık bir sınırı ihlal etmek yalnızca “Bizim iletişim sorunumuz” diye anlatılmamalıdır.
Şu ayrım korunabilir:
“Bu davranışın ilişkimizi nasıl etkilediğini birlikte konuşabiliriz. Ama davranışın sorumluluğu onu yapan kişiye aittir.”
Şiddet, tehdit, ısrarlı takip veya zorlayıcı kontrol varsa “Bunu birlikte nasıl çözeriz?” sorusu uygun olmayabilir. Öncelik güvenliktir. “Biz” dili güç farkını veya zarar veren davranışın sorumluluğunu örtmek için kullanılmamalıdır.
“Ben”, “sen” ve “biz” için üç adım
Bir anlaşmazlık sırasında şu sırayla konuşmak yardımcı olabilir:
1. Ben
Kendi deneyiminizi anlatın:
“Bu durumda benim için önemli olan…”
2. Sen
Karşı tarafın anlattığını kontrol edin:
“Senin için önemli olanı doğru anladıysam…”
3. Biz
İki ihtiyacı da gözeten küçük bir adım arayın:
“İkimiz için de uygulanabilir en küçük adım ne olabilir?”
Örneğin biri hafta sonu birlikte zaman geçirmek, diğeri dinlenmek istiyorsa bütün hafta sonunu kimin istediği gibi geçireceğini tartışmak yerine zaman bölünebilir. Önemli olan çözümün biçiminden çok, iki kişinin de ihtiyacının konuşmaya girebilmesidir.
“Biz” dili, farklılıkları yok ettiği için değil, farklılıklarla birlikte düşünmeyi mümkün kıldığı zaman yakınlaştırır.
Karşılıklı etkiyi, tekrar eden döngüleri ve arada oluşanı sistemik bir bakışla kendi deneyiminizde keşfetmek isterseniz İlişkini Anla alanına göz atabilirsiniz.
Kaynaklar
- Falconier, M. K., Jackson, J. B., Hilpert, P., & Bodenmann, G. (2015). Dyadic coping and relationship satisfaction: A meta-analysis. Clinical Psychology Review, 42, 28–46. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2015.07.002
- Simmons, R. A., Gordon, P. C., & Chambless, D. L. (2005). Pronouns in marital interaction. Psychological Science, 16(12), 932–936. https://doi.org/10.1111/j.1467-9280.2005.01639.x
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; kişisel danışmanlık yerine geçmez.



