Salı akşamı Derya bilgisayarını kapatmak üzeredir. Sonra bir e-posta daha açar.
Cem, “Konuşacaktık,” der.
Derya ekrana bakmaya devam eder:
“Şunu bitireyim, sonra.”
Perşembe akşamı bu kez bilgisayarını açan Cem’dir. Derya konuşmayı hatırlatır. Cem’in cevabı aynıdır:
“Şunu bitireyim, sonra.”
Derya ile Cem kurgusal kişiler. Yaşadıkları durum ise tanıdık olabilir. Konuşulması gereken bir konu vardır; fakat iş, yorgunluk, evde yapılacaklar veya konuşmanın nasıl geçeceğine ilişkin kaygılar araya girer.
Bu sahnede hatırlatan ve erteleyen kişi değişiyor. Bazı ilişkilerde iki taraf da zaman zaman konuşmayı erteler. Bazılarında ise konuşmayı başlatma ve takip etme işi hep aynı kişide kalır. Her iki durumda da yalnız “Kim erteliyor?” sorusu yeterli değildir. Asıl mesele, konuşmanın neden başlayamadığı ve ertelemenin nasıl tekrar ettiğidir.
Önceki Yaşamca yazılarında konuşma başladıktan sonra oluşan söyleme–susma ve talep–geri çekilme döngülerine baktık. Bu kez konuşmanın daha kapıda takıldığı ana bakıyoruz.
Konuşmanın önünde ne var?
Bir taraf için konuşmak, biriken sorunu çözmenin yoludur. Diğer taraf için aynı konuşma o anda yeni bir gerilim, karşılaması zor bir beklenti veya ağır bir yük gibi gelebilir.
Günün koşulları da önemlidir. İnsanlar akşam olduğunda güne sıfırdan başlamaz. İşte yaşananlar, evde bekleyen işler, çocukların ihtiyaçları, para kaygıları ve yorgunluk da eve gelir.1
Konuşulacak konu da yükü değiştirebilir.2
Konuşmayı takip etmek de bir yüktür
Konuyu fark etmek, uygun zamanı kollamak, yarım kalan konuşmayı unutmamak ve yeniden gündeme getirmek görünmeyen bir takip işi yaratabilir.
Bu takip yükü her ilişkide eşit dağılmayabilir.3 İlişkide şu soruya bakılabilir: Konuşulması gereken konuyu fark etme, zamanı kollama ve yeniden hatırlatma işi kimde kalıyor?
Bu sorumluluk hep aynı kişideyse, o kişi yalnız konuşmayı değil konuşmanın takibini de taşır. Her erteleme yeni bir hatırlatma gerektirir; zamanla konu kadar bu takip yükü de yorucu hâle gelebilir.
Her “sonra” aynı anlama gelmez
Partneriniz konuşmayı ertelediğinde üç farklı durum söz konusu olabilir:
- O anda biraz nefes almaya ihtiyacı olabilir.
- Konu, beklenti veya istenen değişiklik ağır geliyor olabilir.
- Konuşmaya ya da ilişkiyi birlikte ele almaya isteği kalmamış olabilir.
Bu durumlar dışarıdan aynı görünür; hepsinde konuşma ertelenir. Fakat verilecek karşılık aynı olamaz.
Kısa bir ara isteyen kişi konuya dönmek için belirli bir zaman önerebilir:
“Şu anda çok yorgunum. Yarın akşam saat sekizde konuşalım.”
Burada ertelemenin yanında bir dönüş planı vardır.
“Şimdi olmaz, sonra konuşuruz,” denildiğinde ise “sonra”nın ne zaman olduğu belirsizdir. Yeni bir zaman belirlenmezse konuşmayı yeniden açma görevi yine birinin üzerinde kalır.
Konu her açıldığında başka bir gerekçe çıkıyor ve verilen zaman geldiğinde konuşma yeniden erteleniyorsa mesele yalnız doğru saati bulmak olmayabilir. Konunun kendisi, konuşmada karşılaşılacak beklentiler veya ilişkiyi birlikte ele alma isteği de zorlayıcı olabilir.
Erteleme nasıl bir döngüye dönüşür?
Konuşmak isteyen taraf, cevap alamadıkça konunun önemini daha çok anlatabilir ve daha sık hatırlatabilir. Diğer taraf bu girişimleri baskı gibi yaşadığında daha fazla uzaklaşabilir. Uzaklaşma arttıkça ilk kişi duyulmadığını hisseder ve yeniden yaklaşır.
Ortaya şu sıra çıkar:
- Konu açılır.
- Başka bir iş öne çıkar.
- “Sonra konuşuruz” denir.
- Yeni bir zaman belirlenmez.
- Konu başka bir gün yeniden açılır.
- Aynı adımlar tekrarlanır.
Aynı ilişkide aynı konu çözüme ulaşmadan tekrar tekrar gündeme geliyorsa, bu artık tek bir konuşma değil, yinelenen bir tartışma örüntüsüdür.4
Bu örüntüde daha çok anlatmak veya daha sık hatırlatmak, konuşmayı kolaylaştırmak yerine alışılmış sırayı güçlendirebilir. Bu, konuşmak isteyen kişinin talebinin yanlış olduğu anlamına gelmez. Konuşulması gereken gerçek bir sorun bulunabilir. Sorun, aynı çözüm denemesinin artık işe yaramamasıdır.
“Ne zaman konuşacağız?” yerine ne sorulabilir?
Partnerinizin niyetini tahmin etmek yerine konuşmanın önündeki engeli anlamaya çalışabilirsiniz:
“Bu konuşmayı birkaç kez ertelediğimizi fark ediyorum. Seni sıkıştırmadan, ikimizin de söylemek istediğini duyabileceği bir yol bulmak istiyorum. Sana zor gelen şey zaman mı, konunun kendisi mi, yoksa benden beklediğini düşündüğün şey mi?”
Bu cümle konuşmayı garanti etmez. Fakat aynı hatırlatmayı tekrarlamak yerine, konuşmanın neden tıkandığını araştırır.
Yanıt kısa bir mola ihtiyacıysa birlikte belirli bir zaman seçilebilir. Konu ağır geliyorsa konuşma daha küçük bir parçaya ayrılabilir. Partneriniz konuyu ele almak istemiyorsa, bu isteksizlik belirsiz bir “sonra” sözünün arkasında kalmadan görünür olur.
Konuşmaya yine dönülmüyorsa bu da önemli bir bilgidir. Sorun yalnız doğru zamanı veya doğru cümleyi bulmak değildir. İlişkiyi birlikte ele alma isteğinin ne durumda olduğu ayrıca düşünülmelidir.
Döngüyü görmek neyi değiştirir?
“Sen konuşmaktan kaçıyorsun” demek yerine yaşanan sırayı gözlenebilir biçimde tarif edebilirsiniz:
“Konuyu akşam açıyorum. Sen işini bitirmek istediğini söylüyorsun. Yeni bir zaman belirlemiyoruz. İki gün sonra konuyu yeniden ben açıyorum.”
Bu tarif, kişilik yorumu yapmak yerine tekrarlanan hareketleri gösterir. Ardından küçük bir noktayı değiştirmek mümkün olabilir:
- Konuyu açtığınız anı değiştirmek.
- Her şeyi tek konuşmada çözmeye çalışmamak.
- “Sonra” denildiğinde dönüş zamanını birlikte belirlemek.
- Aynı açıklamayı tekrarlamak yerine neyin ağır geldiğini sormak.
- Hatırlatma ve takip sorumluluğunun hep aynı kişide kalıp kalmadığına bakmak.
Amaç geri çekilerek partnerinizi konuşturmaya çalışmak değildir. Kendi tekrarınızı fark edip farklı bir adım attığınızda, aranızdaki sırada ne olduğunu daha açık görebilirsiniz.
Kendi ilişkinize bakarken
Yakın zamanda başlayamayan bir konuşmayı düşünün:
- Konu neydi?
- Konuyu hangi anda ve nasıl açtınız?
- “Sonra” denildiğinde belirli bir zaman söylendi mi?
- Siz yeniden hatırlattığınızda partneriniz ne yaptı?
- Partneriniz uzaklaştığında siz nasıl karşılık verdiniz?
- Konuşmayı takip etme yükü kimde kaldı?
- Kendi adımlarınızdan hangisini değiştirebilirsiniz?
Amaç hemen kimin haklı olduğunu bulmak değil; konuyu, o günkü yükleri ve tekrar eden hareketleri birbirinden ayırmaktır.
İlişkini Anla, ilişkinize daha geniş ve daha az yargılayıcı bir açıdan bakabileceğiniz bir keşif alanıdır. Aranızda tekrar eden hareketleri ve değiştirmek isteyebileceğiniz noktaları fark etmenizi kolaylaştıran sorular sunar.
Keşif: İlişkini Anla’da keşfe başla
İlgili yazı: Zor konuşmalarda talep ve geri çekilme döngüsü
Yük eşitsizliği ve güvenlik
Döngüye bakmak, gerçek sorumluluk farklarını görünmez hâle getirmemelidir. Bir kişi evin işlerini, planlamasını ve takibini sürekli taşıyor; diğer kişi ortak sorumlulukları yerine getirmiyorsa ortada somut bir eşitsizlik vardır.
Ekonomik kontrol, küçümseme, tehdit, takip, korku, zorlayıcı kontrol, fiziksel veya cinsel şiddet içeren durumlarda öncelik güvenlik ve uygun destektir. Tehdidin, kontrolün ve şiddetin sorumluluğu bunları uygulayan kişiye aittir.
Araştırma notları
- Timmons, Arbel ve Margolin; çocuk/ergen yaşıyla tanımlanmış iki ABD aile kohortundan, birlikte yaşayan 114 evli çiftin 14 gün boyunca ayrı ayrı tuttuğu günlükleri inceledi. Eşlerin toplam günlük stresi, aynı gün bildirdikleri evlilik çatışmasıyla ilişkiliydi. İki eşin de yüksek stres bildirdiği günlerde çatışma daha yüksekti.
- Papp ve arkadaşları; ABD’de çocuk sahibi 100 evli çiftin 15 gün boyunca ayrı ayrı tuttuğu günlüklerde bulunan 748 çatışma kaydını inceledi. Her iki eş, para konulu çatışmaların para dışındaki çatışmalara göre konuşmayı daha sonra sürdürme kararıyla daha sık bittiğini bildirdi. Kadın eşler para konulu çatışmaları daha uzun, erkek eşler daha sık yinelenen bir konu olarak bildirdi. Her iki eş bu çatışmaları bugün ve uzun vadede daha önemli olarak değerlendirdi. Kadın eşler para konulu çatışmalarda daha fazla problem çözme davranışı bildirdi.
- Daminger; 32’si farklı cinsiyetten olan 35 çiftin üyeleriyle 70 derinlemesine görüşme yaptı. Çalışma çift konuşmalarını değil, ev içi bilişsel emeği inceledi. Kadınlar bilişsel emeğin genelinde daha fazla görev üstlendi; eşitsizlik özellikle öngörme ve izleme aşamalarında görüldü. Karar verme yaklaşık eşitti.
- Li ve Worley; otuz yılı aşan yinelenen tartışma araştırmalarını derledi. Yinelenen tartışmayı, aynı ilişkide aynı konu hakkında çözüme ulaşmadan tekrar eden çatışma etkileşimi olarak tanımladılar.
Kaynaklar
- Daminger, A. (2019). The cognitive dimension of household labor. American Sociological Review, 84(4), 609–633. https://doi.org/10.1177/0003122419859007
- Li, Y., & Worley, T. (2023). A review and integration of research on serial arguments. Annals of the International Communication Association, 47(3), 292–323. https://doi.org/10.1080/23808985.2023.2201581
- Papp, L. M., Cummings, E. M., & Goeke-Morey, M. C. (2009). For richer, for poorer: Money as a topic of marital conflict in the home. Family Relations, 58(1), 91–103. https://doi.org/10.1111/j.1741-3729.2008.00537.x
- Timmons, A. C., Arbel, R., & Margolin, G. (2017). Daily patterns of stress and conflict in couples: Associations with marital aggression and family-of-origin aggression. Journal of Family Psychology, 31(1), 93–104. https://doi.org/10.1037/fam0000227



